22 Kasım 2020 tarihinde ‘Korkusuz’ düzenlemiş olduğumuz TedxWomen etkinliğimizde korkusuz kadınlardan oluşan konuşmacılarımızla kadınların cesaretini konuşup, korkularını yıktıkları zaman ulaşabilecekleri başarılardan, ne kadar farklı alanlarda kendilerine yer bulabileceklerinden bahsettik. Tüm konuşmalar farklı olsa da amacımız hepsinde aynıydı; Cinsiyet eşitliğini vurgulamak ve kadınlara söz hakkı sağlamak.

Etkinliğimizde 12 korkusuz konuşmacıya ve 5 korkusuz performans sanatçısına yer verildi. Etkinliğimiz oturum ardından performans ardından tekrar oturum sistemiyle dört oturum boyunca ilerledi. İlk oturum sonrasında piyanist Eren Can Gülel “İlham Notaları” adı ile ilham verici piyano performansı sergiledi. İkinci oturum ardından çizer İlke Ekbul harika şarkılara yaptığı karikatür çizimleri ile “Karikafilm” adlı performansını sergilemiştir. İlke Ekbul’dan sonra pasta şefi Burcu Eminoğlu bizlere “Fikir Sufle”si tarifi verirken aynı zamanda kendi korkusuzluk hikâyesini paylaşmıştır. Üçüncü oturum ardından müzisyen Alper Karaca’nın “Notalardan Fikirlere” adlı performansı ve karikatürist İpek Özsüslü’nün “Karikafilm” isimli karikatür performansı ile performanslarımız son bulmuştur.

İlk oturumumuzdaki konuşmacılarımız sırasıyla Duygu Akudak, Emine Erdem ve Öykü Gürsu idi. İlk konuşmacımız olan Duygu Akbudak kendisini keşfettiği girişimcilik hikayesini farklı iş tecrübeleri üzerinden anlatıp “Kaybettiğiniz her saniye korktuğunuzu düşündüğünüz şeyden çok daha tehlikeli”   sözleri ile akıllarındaki fikirleri yerine getirebilmeleri konusunda izleyenlere ilham verdi. Girişimciliğin bilinmeyenle uğraşmak oluğunu söyleyen Akbudak en önemli şeyin elinden gelenin en iyisini yapmak olduğunu söyledi. Ardında gelen KAGİDER başkanı Emine Erdem konuşmasını kadınların cesaretle ve azimle başlattıkları her işin üstesinden gelebileceklerini vurgulamak adına yaptı. Zorlukların yıldırmadığı kadınları örnek göstererek “Probleme yaklaşımınız sizi çözüme götürür” mesajını iletti. Yolumuzdaki engellerin bizler için birer deneyim olduğunu savunan Erdem konuşmasında kadın çalışmasına, eşitlik mücadelesine, toplumun kadın hayatına etkisine de değindi. İlk oturumumuzun son konuşmacısı olan Öykü Gürsu ise konfor alanı hakkında bilgi vererek izleyenlerin ‘ya hata yaparsam’ korkusunu yenmelerine yardımcı oldu. Hataların iyi algılanması gerektiğini ve gelişmeye yardımcı olacağı, konfor alanından çıkmanın üretkenliği ve özgüvene olan olumlu etkisi olduğu bilgisini verdi.

İkinci oturumumuzun ilk konuşmacısı olan Zeynep Dereli konuşmasına şu anki eğitim modelimizden, nasıl insan gücü yetiştirmeye dayalı olduğundan ve dijital çağın gerisinde kaldığından bahsederek başladı. Ardından ideal eğitim modeli nasıl olmalı, kişisel gelişim, öğretmen eğitiminin önemi gibi birçok konuya değinerek izleyenleri kendilerini gerçekleştirmeye yöneltti. Ardından Burcu Karakaş kadın örgütlenmesinin zamanla değişimi, genç kadınlar öncülüğünde interneti etkin kullanmanın birlik oluşumuna yol açtığını dile getirdi. Her yerde tehlike altında olan ve korkma lüksü bulunmayan kadınlarımızın bir araya gelmesinde internetin etkisi hakkında konuşmasında Karakaş korkusuzluğun bulaşıcı olduğunu önemle belirtti. Üçüncü olarak Prof. Dr. Serap Erdine kadınlarımızın çalışırsa ve kendilerine güvenirsek yapamayacağı bir şey olmadığını kendi anılarından örnekler vererek açıkladı. Konuşmasında korkusuz yaşamın sırrının beklenmedik durumlardan kaçmamak olduğunu söyledi. Sevgi ve ama korkusuzca bir hayat dileyerek konuşmasını bitirmesinden sonra ikinci oturumun son konuşmacısı olan Yeşim Salkım konuşma yaptı. “İnsan yaşlandıkça daha çok hatırlıyor geçmişi” sözü ile başlayarak geçmiş anılarından, nasıl korkusuzca yaşadığından, hayatın bizleri korkularımızdan vurmasından ve bizim korkunç da olsa tüm anılarımızı kabullenmemiz gerektiğinden bahsetti. Geçmişteki tüm anılarımızın bizi biz yapan şeyler olduğunu ve korkusuzca yaşarsak eğer hiçbir pişmanlığımız olmayacağını söyleyen Salkım, ‘problem varsa, çözüm de vardır’ dedi.

Üçüncü oturumumuzun ilk konuşmacısı Bahar Güntekin’di. Bahar Güntekin temamız olan korkunun tanımından, korkumuzla ne zaman mücadele ettiğimizden veya korkularımızdan ne zaman kaçtığımızdan bahsetti. Konuşmasında kendi bilimsel hayatında karşılaştığı korkulara yer verdi. Bilimsel hayatındaki ilk korkusunun Prof. Dr. Erol Başar’ın laboratuvarında yepyeni bir ortama girdiği ve bilinmezlik hissettiği için yaşadığından söz etti. Korkularını yenmesinde hem kendine olan hem de Erol Başar’a olan inancı ve güveni yardımcı olduğundan bahsetti ve ardından bilimsel hayatta karşılaşılabilecek genel korkulara yer verdi. Bu korkularla baş etmenin yöntemi olarak kendimizle yarışmamız gerektiğini önerdi. Bahar Güntekin’e göre; ‘Bilimsel hayatta korkusuz kalmanın birinci basamağı bence bütün adımlarında hep doğruyu yapmaktır’. Bu oturumdaki ikinci konuşmacımız olan Buket Uzuner ‘Kız Neşesi; İnsan Uygarlığının Ana Gücü’ başlığı altında konuşmasını gerçekleştirdi.  İnsanlığın aynı biyolojik aileden geldiğini bizlere hatırlattı ve insanlığın ihtiyacı olan ‘Ana’ gücünden bahsetti.  İnsanlık tarihinde kadının yerinden ve kız neşesinden bahsetti. Genel anlamıyla konuşmasında kadının neşesinin öneminden ve kadının neşesinin hep var olması gerektiğinden, kadın neşesinin olmadığı zamanlarda bunun doğuracağı sonuçlardan söz etti. Son olarak 138 yıllık üniversitenin ilk kadın rektörü olan Handan İnci Elçi, mesleklerin belirli cinsiyetlere ait görülmesi hakkında görüşlerini bizlerle paylaştı ve ardından kendi eğitim hayatında ve rektör olduktan sonra çevresi tarafından aldığı tepkilerden bahsedip başarısını çalışmasının bir sonuç olarak değerlendirmiştir.

Son oturumumuzda sırasıyla Deniz Ay ve Lüset Kohen Fins idi. Deniz Ay, adaletsizlikten korktuğunu dile getirdi. Bizlere mekânsal adaletin, sosyal adaletin, kimliğin ne olduğunu açıkladı. Kendisine ‘Kimsin?’ sorusunu sorduğunda; kadın, göçmen, akademisyen ve anne cevaplarını verdi. Konuşmasında “Mekânsal adaletin bize sundukları nelerdir?” sorusunu cevapladı. Kadınlığın ve kadınlık mekânsallığına, sosyal adalet üzerinden bakarak mekânsal adalet sonuçlarını tartıştı. Kadın kimliğinin, mekânsal sınırlarını ihlal eden kadının karşılaştığı zorluklardan ve karşılaştığı ifadelerden söz etti. Etkinliğimizin son konuşmacısı olan Lüset Kohen Fins korkunun olması gerektiğinden, bizi korumak için var olduğundan söz etti. Tehlikelerden korkabileceğimizi ama aslında korkmamamız gereken şeylerin kendimizi ifade etmek ve fikrimizi söylemek olduğunu ifade etti. Burada önemli olan korkulması ve korkulmaması gereken şeylerin ayrımıdır.

Kapanışı ise bu etkinliğin arka planında var gücüyle çalışan sevgili üyelerimizin videolarıyla yaptık. Üyelerimiz bizlerle kendini tanıttığı, korkularından bahsettiği, zorlandığı süreçleri anlattığı videoları paylaştı. TEDxHacettepeWomen etkinliğinde bizlerle olan konuşmacılarımıza HacettepeMEC ailesi olarak tekrar teşekkürlerimizi iletiyoruz.

Share This Story, Choose Your Platform!